| |
 |
Mudurnu Tarihi
|
Mudurnu tarihine
geçmeden önce, Mudurnu isminin nereden ve nasıl geldiğinin
incelenmesinin doğru olacağı kanaatindeyiz. El yazımı eserler ve
Nivan tarihinde de ilçenin belirlenen ilk ismi "Moderna" dır.
Kasabanın ilk kuruluş yeri, doğusunda bulunan Hisar Tepesidir. Bursa
Tekfurunun kızı Moderna adına buraya bir kale yaptırılmış ve kasaba
buradan genişlemiştir. Moderna ismi daha sonra Comopolis,
Matarni, Mundrena, Meteroni ve Mudurlu gibi değişikliklere
uğramıştır.
Mudurnu bölgesi antik dönemlerden bu yana birçok uygarlığın
izlerini taşımakla birlikte, elde net bilgiler bulunmamaktadır.
Anadolu Trakyası ve Bitinya adlarıyla anılan Bursa-İzmit-Bolu
bölgesinin ortasında önemli ticari ve askeri yolların kavşağında yer
alan Mudurnu'nun tarihini bu bölge tarihi çerçevesinde ele almak
gerekir.
Bitinya bölgesinde bilinen ilk yerleşimler M.Ö 5000 yıllarında
Prohititler tarafından yapılmıştır. Daha sonra Frigyalılar,
Lidyalılar, Persler, Romalılar, Bizanslılar egemenlik kurmuş, bu
uygarlıkların izlerini taşımaktadır.
1019 yılından itibaren Anadolu'ya yönelen Oğuz akınları sonrası
1078 yılında Süleyman Şah döneminde Sakarya, Eskişehir, Bolu ve
Mudurnu civarına ilk Türkmen yerleşimleri başlar. Selçuklu
egemenliği 1. Harçlı seferleri ile sona erer ve bölge tekrar
Bizanslıların denetimine girer.
Mudurnu Osmanlı topraklarına 1307 yılında Samsa Çavuş tarafından
dahil edilmiştir. Osmanlılar döneminde özellikle ürettiği iğne ve
keresteler dünyanın dört bir yanına ihraç edilmiştir.
1650 yılında Mudurnu'ya gelen Evliya Çelebi özetle "Mudurnu
Kalesini 8 köşeli, 20 kuleli, bir kapılı, binası kararmış, sur ve
kaleleri çökmüş eski bir yapı olarak tasvir eder. Ayrıca Yeniçeri,
ocağında sancak payeli, 150 akçalı bir kaza olduğunu, 3000 konut, 17
mahalle, Yıldırım Camii ve Medresesi, 1 Darülhadis, 13 çocuk
mektebi, 3 Han ve Hamam, 1100 iğneci tezgahı ve dolabı olduğunu,
Mudurnu yapımı iğne ve boduçların (Camdan yapılan oyma su kabı) Rum
ülkelerine ve Hind'e kadar gönderildiğini, 10 arşın boyunda 2 zira
(180 cm) eninde latif tahtaların Akçaşehir ve İzmit iskelelerinden
İstanbul ve başka diyarlara gönderildiğini anlatır.
Tarih boyunca canlı ekonomisi, barındırdığı nüfus, eğitim ve
kültüre verdiği değerle çevrenin en önemli yerleşim alanlarından
olan Mudurnu, Kurtuluş savaşında da etrafı isyanlarla çevrili iken
Kuvay-ı Millinin kalesi olmuş, Laik Cumhuriyetin kurulmasına önemli
katkılarda bulunmuştur.
Birinci Dünya Savaşı sonrası emperyalist devletler Anadolu'yu dört
bir yandan işgal ederken, İstanbul’da padişah olaylara seyirci
kalmaktadır. Atatürk önderliğinde ki ulusal güçlere karşı
Şeyhülislam Dürrizadenin hazırladığı Milli Mücadele karşıtı fetvalar
İngiliz uçaklarıyla Bolu, Düzce, Adapazarı, Mudurnu civarına atıldı.
7 Şubat 1919 yılında 4 İngiliz Subayı, 1 Ermeni papazından oluşan
kışkırtıcı heyet Mudurnu da da ulusal mücadele aleyhinde propaganda
yapıp "Peyam-ı Sabah ve Alemdar" gazetelerini dağıttılar. Bolu
mutasarrıfı Osman Kadrinin Kuvay-i Milli'yi bolşeviklikle suçlayan
beyannameleri köylere kadar ulaştırıldı. İzmit Mutasarrıfı İbrahim
ise 150 TL. maaşla isyancı yazımına girişti.
Tüm bu gelişmelerin ülkeye zararlarının farkında olan Mudurnu'lu
aydınlar 30 Mayıs 1919 'da Redd-i İlhak Cemiyetini, 20 Ekim1919 'da
da Mudurnu Müdafa-i Hukuk Cemiyetini kurdular. Donbayların Hakkı
Durukan'ın başkanı olduğu bu cemiyetin kurucuları arasında Selim
Sarıbay, Fuat Armutçu, Besim Bayrak, Ubeydullah Doğulu, Binbaşı
Şevki, Yüzbaşı Muharrem, Sabri Karaçayır, Hilmi ve Salih Zeki beyler
vardı.
1919 ve 1920 yılları tüm Anadolu'da olduğu gibi Mudurnu içinde
sıkıntılı, sıkıntılı olduğu kadarda onurlu yıllardı. Dört bir yandan
isyanlar arasında kalan Mudurnu'ya ilk saldırı 21 Nisan 1920
tarihinde oldu. İsyancılar şehri bastı Kaymakam A.Naili Borotov ve
Savcı Salih Zeki beyi esir ettiler. Kuşçu Eşref, Binbaşı Şevki bey
ve Yüzbaşı Hilmi bey öncülüğünde halk şehri kahramanca savundu.
Cephanelerin bittiği, savunmanın zayıfladığı anda 4 Mayıs 1920'de
Çolak İbrahim bey kuvvetleri gelerek isyancıları dağıttı. Büyük
Camii imamı Filibeli Hacı Tevfik Efendi Beşkavakta düzenlenen büyük
mitingde TBMM beyannamesini okuyup , halkı ulusal mücadeleye
katılması, isyancı hilafetçilere inanılmamasını telkin etti. 13
Mayıs 1920 tarihinde isyancılar tekrar Mudurnu üzerine büyük
kuvvetlerle yürüdü. Hilafetçilerin gerçek yüzünü ilk isyanda gören
Mudurnu halkı isyancıları şehre sokmadı. Şiddetli çatışmaların
yaşandığı 13,14,15 Mayıs 1920 günlerinde Nallıhan, üzerinden gelen
Nazım Bey komutasındaki güçlere 500 kişilik Milli Efe kuvvetleri de
katılınca asiler bozguna uğradı. Bu tarihten sonrada Mudurnu Kuvay-i
Millinin çevredeki en güçlü kalesi oldu.
24 Ekim 1920 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk'ün Mudurnu halkına
gönderdiği telgraf Belediye binasının önünde okundu. "Sevgili
Mudurnu'lular Kurtuluş Savaşının en zor günlerinde Kuvay-i Milli'ye
verdiğiniz destek ve gösterdiğiniz kahramanlığa teşekkür ederim."
sözleriyle Mudurnu halkını onurlandırmıştır.

Laik Cumhuriyetin hangi koşullarda ve büyük bedeller ödenerek
kurulduğunu iyi bilen Mudurnu'lular özellikle Cumhuriyet
Bayramlarıyla diğer ulusal bayramları geniş halk katılımlarıyla
coşku içinde kutlarlar.
Atatürk ilke ve devrimlerini benimseyen ve yayan Mudurnu'da
Cumhuriyetin ilanından sonra yeni idari yapıda Bolu'nun ilk
ilçelerinden biri olmuştur.
|
|