| |
 |
Mudurnu - El Sanatları
|
Mudurnu bir zamanlar
tüm Anadolu'ya ve Hindistan’a kadar gönderdiği iğneleri ayrıca
"boduç" denilen çam ağaçlarından yapılan su kaplarıyla
meşhurdur. İlçeye 1640 yıllarında ziyaret eden Evliya Çelebi
Mudurnu Çarşısında 1100 adet sıra sıra iğneci dükkanı bulunduğundan
bahseder. Makina çağının el sanatlarını yok ettiği bu silindir el
yapımı iğnelerinde üzerinden geçmiştir. 1100 adet iğne tezgahının
şakır şakır işlediği Mudurnu Çarşısı da şimdi öz malı iğneyi
dışarıdan satın almaktadır.
Yakın zamana kadar ilçe merkezinde çoğu evde köylerde de hemen
hemen her evde dokuma tezgahları bulunurdu. Bu tezgahlarda da
dokunan şayak ve bezler son derece kaliteli olup halk giydiği
kıyafetleri bunlardan dikerdi.
1950 yıllarının ortalarına kadar ilçede demircilik, tabaklık,
kunduracılık, yemenicilik, bıçak-çakıcılık ve semercilik çok
ilerlemiştir. 18 adet tabakhane mevcuttur. Günümüzde
tabakhaneler kapanmış diğer el sanatları da yok denilecek kadar
azalmıştır.
Osmanlı döneminde iğne yapımında en önemli merkez olan Mudurnu'da
halen kadınlar duygu ve düşüncelerini el emeği göz nuru zarif
oyalara yansıtırlar. Oyacılık halen ev ekonomisine katkı yapmaya
devam etmektedir ve Mudurnu kadınlarının ürettiği özellikle
iğne oyaları çevrede kullanım ve hediyelik için en aranılan
ürünlerdir.
Baba evinden koca evine gelen gelin keyfince konuşamadığı için
yazmalarına dikilen oyalar duygu ve düşünceleri için birer name ve
mesaj oluşturmuştur. Örneğin yeşilin değişik nüanslarını işleyen
gelinin yeni evinden memnun olduğu, sarı ile işlenen oyalar mutsuz
ve bezgin olduğunu anlatırdı. Kayınvalideye örtülen "çakır dikeni"
isimli oya gelinin kayınvalideye "Bana diken gibi batma"
mesajını iletmektedir. Başına biber motifleri yapılmış bir yazma
bağlayan gelin "Aramız biber gibi acı" demektir. O tarihlerde oyalar
gelinlerin sözsüz konuşmalarıydı.
|
|